8 Ocak 2012 Pazar

hoarders nam ı diğer çöp evciler



10 gündür Amerika'daydım. Orası gerçekten bambaşka. Yani dünya aslında Amerika, Avrupa, Doğu ve daha da Uzakdoğu'dan oluşan bir yer ya, hepsinin içinde barındırdığı insanoğlunun da bu kadar farklı olması normal. Avrupa'daki insan davranışıyla Amerika'daki bambaşka. Ama Teksas'taki insan davranışları da diğer Amerikan eyaletlerinden farklıymış, öyle diyorlar. Ben sadece Teksas Houston şehrini gördüğüm için diğerleri hakkında yorum yapamam ama hakikaten çok farklılar. Bizden farklılar en azıdan. Ya ne anlatacaktım nereye geldim gene. Laf lafı açıyor desem klavyeyle yazıyorum yanlış olacak ya da en azından düşüncelerimi sıraya koyamıyorum diyeyim Sevgili Okuyucu, daha doğru olacak.

Neyse saçma bir girizgahtan sonra anlatıyorum: Ben gittiğim ülkelerde sadece tarihi yerleri, yerel lezzetleri vs. takip etmem. İnsanlar nasıldır, davranış özellikleri neler, markalar ve bunların deneyimlemeleri nasıl, ne izlerler nasıl yaşarlar nasıl giyinirler her şeye dikkat ederim. Amerika'ya her gidişimde de muhakkak hangi kanal nasıl programlar yayınlıyor bakıyorum. Programlar elbette çok farklı ama Hoaders adlı bir programa denk gelince diğer kanala geçme şansım kalmadı. Öyle ki her üç dakikada bir verilen yedi dakikalık reklamlara rağmen programı seyrettim. Gördüklerime, duyduklarıma inanamadım. Ben hiç böyle bir şey görmemiştim.

Hoaders, Google Translate'e göre stokçular ama aslında öyle bir şey değil. Tamamen psikolojik bir hastalık. Sonucunda insana fiziksel zararlar veriyor. Şöyle ki; kişi tamamen yaşadığı gerçeklikten kopuyor. Kendisine ve çevresine ne yaptığının farkında değil. Evleri tamamen çöplerden, pisliklerden, artık ve eski eşyalardan oluşuyor. Mesela Mike isimli yaşlı bir kadın vardı. Psikolog eve adım attığında "yerdeki kahverengi tabaka nedir? bu koku ne böyle? Aman Tanrım! Bunlar kedi pisliği mi??!!" diye haykırdı. Çünkü kadının evinin tabanı kahverengi. Pislikten zemin gözükmüyor. Çok kötü koktuğu ve içeri girmek istemediği için doktor koruyucu önlük ve maske taktı. İçerideki kokunun sebebi yaşlı kadının yüzlerce alt bezini (altına kaçırıyormuş, o yüzden geceleri bez takıyormuş kadıncağız) biriktirmiş olması. Yani düşünün kakalı ve çişli yüzlerce bez yıllarca bir odada! Mutfağı, tuvaleti, yattığı yeri anlatmama gerek var mı? Gerisini tahmin edersiniz. Her yer böcek her yer pislik içinde. Kadın yemek yapıyor ocakta hamam böcekleriyle. Evde üç tane kedi var. Bu programda bu insanlara psikolojik destek veriyorlar, evlerindeki pislikleri atıyorlar düzeltiyorlar falan. Evi temizleyen ekip evden iğrendi besbelli yüzlerinden. Kokudan duramıyorlar. Doktor burada bir şey ölmüş diyor düşünün artık siz kokuyu. Ve nitekim evden tam mumyalaşmış şekilde üç kedi ölüsü çıkıyor. Ölü kediler mumyalaşmış derken ciddiyim abartmıyorum. Tüyleri dökülmüş gözleri çürümüş falan. Kadın evde kedilerin öldüğünden habersiz. Çünkü üzerlerine kirli bezlerini atmış. Kediler çıkınca onları sevip "Böyle ölmeni istemezdim Grace, hoşça kal" dedi. O kediyi elledi! Hasta işte. Dedim ya gerçeklikten kopmuşlar. Gördüklerim beni şok etse de asıl şoku bu kadının hayatta olan akrabalarının olduğunu öğrenmemle yaşadım.Bir oğlu, kardeşi ve amcası var hayatta . Hiç biri onun bu halinin farkında değiller çünkü sekiz sene hiç ziyaretine gelmemişler. Sekiz sene anneni veya kardeşini sormaz mısın? Evine gitmez misin? Ne kadar acınası bir durum. Vizdansızlık!

Diğer çöp evler bu kadar korkunç olmasa da görüntüler iğrençti. Birinin sevgilisi ölmüş. Yedi senedir o eşyalar yerinde duruyor. Bir diğeri iki oğluyla yaşıyor, koca koca adamlar. Hani yaşlı falanda değiller, ev çöp ev. Başka bir kadın var mesela. Fakirler ama binlerce dvd almışlar eve. Doktor hesapladı beş bin dolar yapıyor dvdlerin parası. Aynı kadının evinden nakte çevrilmemiş yedi bin dolarlık bir çek çıkıyor. Doktor kadına çeki neden bozdurmadığını soruyor. Bilmem unutmuşum diyor. Yemek alacak paraları yok bunların!

Bu program bana iki şey öğretti. Birincisi Türkler daha vicdanlı! Biz anamızı, babamızı, kardeşlerimizi, akrabalarımızı ararız sorarız. Senelerce bir evde ölüme terk etmeyiz. Evet, yozlaşıyoruz ve değerlerimiz farklılaşıyor ama yine de bu kadar da olmaz. İnsanların bu kadar kötü olmasını kabul edemiyor bünyem, etmek istemiyor belki de. İkincisi her hastalığın, her travmanın bir sebebi var. Nasıl ki kanserin veya gribin başlıca bir sebebi oluyor, psikolojik travmaların hepsinin mantıklı bir açıklaması var. Nasıl mı? Bu çöp evlerde yaşayan insanlara nasıl böyle yaşadıklarını sorduğunuzda hep benzer cevapları alıyorsunuz:

"İki oğlum öldükten sonra hayatta yaşamam için her hangi bir sebep olmadığını düşünmeye başladım. Depresyona girdim. Sonra bu çöpler kar topu gibi yığılmaya başladı ve bir gün uyandığımda çöp evde yaşıyordum."

"Kocam öldükten sonra gelirim çok azaldı. Hayattaki tek akrabam olan kız kardeşim zengindi. Benimle görüşmemeye başladı. Hayattan yavaş yavaş soğudum ve bir gün uyandığımda çöp evde yaşıyordum."

"Sevgilim bana hayat enerjisi aşılayan, iş bulamadığım o kadar uzun zamanlarda beni destekleyen yegane kişiydi. Alkole ve uyuşturucuya beni alıştırdı. Ama sonra o öldü ve bir gün uyandığımda çöp evde yaşıyordum."

İnsanın içini burkan bu hikayeler bize biraz olsun ibret verir mi veya kıymet bilmeyi öğretir mi bilmem ama içerilerde bir yeri sızlattıkları kesin.

3 yorum:

suarya79 dedi ki...

Evet çok doğru şeyler söylüyorsun.Bende digitürk'te izlemiştim böyle bir program omudur bilmiyorum ama gerçekten psikolojik destek alarak yapılıyor işlemler.Mesela bir adam vardı üzülüyor ayrılamıyordu eşyalardan o kadar benimsemiş yani.Dediğin gibi çok üzücü hayatla ilgisini kesmiş, acınası.İnşallah bizim ülkemizde de böyle şeyler yaşanmaz.İyi ki biraz da olsa örf ve adetlerimize bağlıyız ve temiziz.

http://suaryadan.blogspot.com/

.: Renkli Bilezikler :. dedi ki...

evet kesinlikle katılıyorum @suarya79

Ayse Nur dedi ki...

Cok ilginc ama sanirim ayni bolumu izlemisiz.Ben Amerika'da yasiyorum ve evimizde TV yok.Bir haftaligina Boston'a gittigimde otelde can sikintisindan bunalmisken bu programa denk geldim ve aynen sizin gibi daha elim baska kanala gitmedi.Boyle hastalikli insanlardan haberdardim,duymustum ama asla bu kadarini dusunememistim.Dehset icinde kaldim,inanamadim :( Ve buradaki insanlarin ne denli "yalniz" oldugunu bir kere daha anladim.Biz ne kadar yozlasirsak yozlasalim vicdanimiz bu kadarina izin vermez diye dusunuyorum,daha dogrusu dusunmek istiyorum..

Velhasili ibretlik bir program,Allah o durumlara dusurmesin kimseyi...