kendini kaybeden kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendini kaybeden kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Aralık 2011 Cuma
Uyuz oluyorum!
Şimdi bazı blogger kızlarımız var, onları severim. Ama uyuz olduklarımın sayısı daha fazla! Çünkü bazı özellikleri var beni deli ediyorlar. Bir de onların pohpohlayıcı güruhu var kiiii, onlar daha beter.
Şöyle ki aşağıda bazı özellikler sayıyorum nadide blogger kızlarımız için. Ama bunlar benim gördüklerimdir. Yani herkesi kapsamaz. O yüzden bana çömkürmeyin!:)
İlk olarak Türk blogger kızların aynı kombini doksan beş açıdan, yakın uzak, gülerken somurturken, saçlarını savururken falan yüzlerce fotoğrafını koymasına deli oluyorum! Mesela bir kız kardeşler var! Allah'ım! İyi ki profesyonel fotoğraf makineleri var..sürekli birbirlerini çekip koyuyorlar. Belki aynı kombinin 19 tane fotoğrafını koyuyorlar. Ulan anladık!
İkinci olarak Türk blogger kızların sanki hayatlarında hiç makaron, cup cake veya beyaz şarap görmemiş bir halleri var.Lansman lansman gezdikleri için de sürekli fotoğraf koyuyorlar tabi. Tamam, tumblr kızları da böyle ama en azından her cupcake fotoğrafının altına "inanılmaz lezzetliydiiiiğğğğ" yazmıyorlar.
Üçüncüsü poh pohlayıcı kesimleri var bunların. Yani bir fotoğrafa yorum yapayım dedim iki hafta önce. Yapmaz olaydım. Hala mail geliyor. Hepsi de "X'ciğimmm inanılmaz güzelsin inanılmaz mükemmelsin!" veya "Sen çuval giysen yakışır beaa" gibi. Bir kişi de "Bence o çantanın materyaliyle deri ceketin materyali bir uyumsuzluk yaratmış bu da kombinini başarılı olmaktan çıkarmış" demiyor! Hepsi o kıza bayılıyor, seviyor ve hatta onun gibi olmak istiyor. Ulan hani kadınlar birbirini çekemezdi. Noluyor ya! Sakin olun.
Dördüncüsü Adsız yorum yazan erkekler var bu kızların bloglarına. Genelde dikkat edin dekolte fotoğraf koyan kızların fotoğraflarının altında Adsız yorum yazan çok oluyor. Onlarda zaten "çok güzel bacakların var!" veya "Allah özene bezene yaratmış" o da olmadı "sırtında sivilceler var bari silseydin photoshop'ta!" diyorlar.
Beşincisi bunların dertsiz Ayla gibi gezmeleri.Bunlar üniversite öğrencisi veya tam zamanlı ev hanımı olsalar da hiç dertleri yok. Dert babası gibi bir insan olduğum için anlamıyorum bu durumu. 27 yaşındayım ve hayatımın son 4 yılı sürekli ağlamakla geçti. Yani nasıl bir derdin olmaz? Tamam kimse hasta olmasın, parasız kalmasın ama saçın bile dökülmüyor veya sevgilin bile terk etmiyor! Her şeyleri nasıl böyle güllük gülistanlık anlamıyorum. Ha, elbette dertleri vardır ama göstermezler diyorsan Sayın Okuyucu, sana şunu sorarım; O zaman nasıl Allah'ın her günü lansmanlarda partilerde geziyorlar? Mesela bir blogger kadıncağız vardı. Düzenli post yazardı, çok tatlıydı ama kocası hastaydı. Organ nakli bekliyorlardı. Kocasına mektuplar yazardı falan. Sonra kocası vefat etti ve kadın blogunu kapattı. Ben bloguma bundan sonra oturup giydiğim kıyafetleri falan koyamam dedi. O işte gerçek bir kadındı. Bunlar sanki yapay bir dünyada yaşıyorlar.
Aslında daha çok var. Uyuz olduğum bir çok özellik var. Ha bir de kıskandığım şeyler var. Mesela keşke moda yazsaydım. Moda bloggerı olsaydım da zaten giydiğim markalarla yaptığım kombinleri koysaydım. O zaman gelsin eşantiyonlar gitsin sürekli gelen hediyeler. En çok hediye kısmını kıskanıyorum zaten. CK hediye saat gönderiyor bunlara, bunlarda bloglarında "CK saatime bakııııııın" diyorlar ya kıskançlıktan ölüyorum!
Ama daha önce yazdığım bir cümle benim neden moda bloggerı olamayacağımı anlatıyor;
"Bir gün tek derdimin Mango'da beğendiğim kazağın bedeninin olmaması olmasını istiyorum."
Etiketler:
kaderin halleri,
kadının halleri,
kadınlar,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
1 Aralık 2011 Perşembe
biz ağzımızı yara yara gülmeyi özledik. her kahkahamızın altına saklanan hüzünden bıktık. kırılan kanatlarımız kanıyor hala. Akıttığımız gözyaşlarımızı saklamaktan bıktık.
Blake, güzelim; hayat sana güzel.
Etiketler:
kaderin halleri,
kendini kaybeden kadın
4 Kasım 2011 Cuma
my diary

şöyle yazdı günlüğüne kahkahalarıyla meşhur renkli bilezikler;
karşı çıksam hem ben mutsuzum hem de başlarını mutsuz ediyorum. boyun eğdim bende. bir başak sert rüzgarlara ne kadar dayanabilir ki? en nihayetinde ben de insanım.
Etiketler:
kadin,
kendini kaybeden kadın
2 Kasım 2011 Çarşamba
NY'da bir protesto hikayesi

Hayat dediğin karmaşa aslında bu kadar adil işte...Milyon dolarlık düğün, verilen sözler, aşktan ölmece, evlenmece ve sonrasında 72 gün sonra ayrılmaca...Bunlar gerçek değil kurgu. Ama gerçek olan bir şey var o da Afrika'da her gün yüzlerce bebek açlıktan ölüyor, iç savaş korkunç bir şeydir, küresel ısınma dünyanın sonunu getirecek falan filan.
Ama bunlar için endişe etmeye gerek yok. Çünkü dünyanın sonu asıl Kim ve Kris ayrılırsa gelecek!
28 Ekim 2011 Cuma
Zalimlik nedir?

İnsanlığımdan utanıyorum bazen. Dünyamız da bu kadar zalim insanların olduğuna inanmak istemiyorum bile. Amerikalı kadınların Irak'taki hemcinslerine ihtiyaçları(!) olur gerekçesiyle vibratör ve süt tozu göndermelerini okuduğumda o kadar üzülmüştüm ki! O kadar acımıştım ki bu dünyadan bihaber ve kötülük dolu yüreklerine! Belki de gerçekten kahveleri için süt tozu kullanacaklarını ve vibratörsüz kadın olamayacağını düşünüyorlardı. Bilemiyorum ama Iraklı kadınlar hayatlarında ilk defa vibratör görüyorlardı. Pillerini kullandılar fenerleri için ve süt tozunun da ne olduğunu anlamadılar ama suyla karıştırdıklarında kireç gibi evlerini boyayabildiklerini gördüklerinde mutlu oldular.
Ülkem bu kadar zorlu günler geçirirken duyduklarıma inanmak istemedim. Biri twitter'dan yardım kolilerinden jartiyer, ortası delik erkek çamaşırları, üstünde kullanılmış ped olan kadın çamaşırları ve topuklu ayakkabılar çıktığını söylediğinde inanmadım. Bana kendi elleriyle ayıkladığını anlattı. Bugün sanatçılardan biri de topuklu ayakkabıların doğru olduğunu söyledi.
Ne kadar acımasızsınız. İçinizde Allah korkunuz yok mu? Düşünsenize evinizin içinde neler var? Çok sevdiğin telefonun, kıyafetlerin, bilgisayarın, kardeşinin ders kitapları, televizyonun, çorabın, paran, altınların, sevgilinin sana aldığı ilk gül ve günlüklerin, Kuran'ın, kitapların ve dergilerin, babanın gözlüğü veya dedenin hırkası vardır. Hepsinin birden yok olduğunu düşün. Hepsinin tonlarca betonun altında kaldığını düşün. Daha dün internet kafede oyun oynadığın kuzeninin, telefonla konuştuğun ananenin veya yeni doğmuş yeğeninin o tonlarca betonun altında olduğunu düşün. Ailenle sokakta kaldığını, giyeceğinin, tuvalete gidecek yerinin, yemeğinin olmadığını, soğuktan korunmak için başkalarının verdiği battaniyelere sarılarak ısındığını düşün. Hem bu haldesin hem de kayıplarına ağlıyorsun. Ciğerin yanıyor ama yaşamak zorundasın.
Ey Allah'tan korkmayan, insan diyemeyeceğim yaratık!Sen bu haldeyken düşündüğün tek şey jartiyerini giyip seks yapmak oluyorsa sen bir sapıksın. Gidip tedavi olman gerekir.
Etiketler:
çok ağlıyorum şu an,
kadin,
kendini kaybeden kadın
23 Ekim 2011 Pazar
binlerce ayakkabı ve vicdanım
Kadınların yüzde 90'ında bir ayakkabı deliliği baş göstermeye başladı son beş yılda. Zaten çok sevdikleri birşeyle aşk yaşamaya ve tatminsiz olmaya başladılar. Bazıları için sorun değil çünkü en fazla 200 tl verir bir ayakkabıya. Ama iş ünlüler dünyasına gelince değişiyor kurallar. Her biri binlerce dolar olan bu ayakkabı koleksiyonların değeri trilyonları bulabiliyor. Bana sorarsanız ben bu kadar ayakkabım olacağına beş taneyle yetinmeyi ve bana fazla gelen paramla da hastane falan yaptırmayı tercih ederim. Neyse Khloe'nin veya Rachel'ın bu tarz vicdan hesapları yapmadığına eminim. Onların kafası rahat nasılsa!
khloe kardashian'ın ayakkabı dolabı:


Rachel Zoe'nin ayakkabı dolabı

khloe kardashian'ın ayakkabı dolabı:


Rachel Zoe'nin ayakkabı dolabı

Etiketler:
ayakkabı,
kadin,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
20 Ekim 2011 Perşembe
ilk evlenen :)
Beyonce - Single Ladies Mplay
yıllar önce Nursev'in Renkli Bilezikli Kızı E. ve Oya'nın Kızı B. ile birlikte girls night out yaparken bu şarkıyla birlikte dans etmiş ve çok eğlenmiştik. O kadar çok gülmüştüm ki her gülme krizinden sonra olan oldu ve karnıma ağrılar girerek gülmek yerine ağlamaklı kahkahalar attım!
üçümüz bu dansta çok iyiyiz ve ilk evlenenin düğününde sağ kalan iki kişi olarak bu dansı yapmamızı teklif ediyorum! Tamam muhteşem abiyelerimiz ve harika saçlarımız biraz engel olacak ama biz yine de yaparız!
xoxo girls!
Etiketler:
kendini kaybeden kadın,
kızlar,
şarkı
19 Ekim 2011 Çarşamba
zayıfım zayıfsın zayıflar.

Bize dayatılan güzellik ve estetik imajlar (görüntüler bütünü anlamında kullanıyorum bu kelimeyi, tarz değil) öyle korkunç ki! Kadınlar zayıf ve trendy, erkekler zayıf ve trendy olmak zorunda. Herkes her şeyi bilmek, süslü püslü olmak zorunda. İşin sosyolojik ve psikolojik zararlar veren kısmı tartışılmaz ama eminim Adele bile zaman zaman "Allah'ım ben niye böyle muhteşem bir sesle Rihanna gibi mayokini giyip dans edemiyorum?" diye üzülüyordur.
Etiketler:
kadin,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
manken
2 Ekim 2011 Pazar
marka felaketleri vol.1

Journey markasından hiç alışveriş yapmadım ve yapmam. Markayla tek yakınlığım ablamın sürekli ceketlerin içine giydiği askılı veya kısa kollu düz bluzlarını oradan almasından ibaret. Ama bugün yine ablamla birlikte olduğum için girdiğimde öyle birşey gördüm ki! Keşke görmez olsaydım. Journey sanki çokta gerekliymiş gibi Anne-kız koleksiyonu çıkarmış. İyi halt etmiş! Koleksiyonda yetişkin kıyafetlerinin aynısı kız çocukları içinde dikilmiş. Ama zaten tarzı kötü olan bir firma için hem gereksiz ve çirkin hem de külfetli bir felaket olmuş. Allah aşkına kim kızına kahverengi ceket giydirmek ister???? Hayatımda gördüğüm en çirkin şey olabilir.
Etiketler:
kadin,
kendini kaybeden kadın,
marka
24 Eylül 2011 Cumartesi
Prada Rules!

Tamam Prada color block trendini yaratan asil markadir ve saniyorum bu trend iki uc yil surer ama kardesim bu Prada Spring Summer 2012 showuyla yepyeni baska bir trend daha yaratmislar resmen! Gorsellerin hepsine bayildim ama su cantalardan veya su guzelim deri elbiseden daha guzel birsey dusunemiyorum! Harikalar!
Etiketler:
fashion,
kadin,
kendini kaybeden kadın,
moda,
show
22 Eylül 2011 Perşembe
Töbe töbe!
Allah'ım sen koru Yarebbim! Bu nedir ya!? Bu Rihanna mı? Sadece saçına ayda 37 bin TL veren kızın dramına bak. Ulan koskoca dünya starısın kalıcı makyaj diye birşey duymadın mı? O bit kadar gözlerine bir eyeliner çektiremedin mi? Dudakları desen Demet Akalın'ın ölü dudağından beter. Mosmor! Ay çok korktum!Dua -2:
Allah'ım! Sen bizi Rihanna gibi gündüz Quasimodo gece tanrıça olan kadınlardan koru! Tabi erkekleri de!
Etiketler:
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
komik
20 Eylül 2011 Salı
düğüne gidiyoz biz!
Şimdi moda haftası dediğin şey biz Türklerde "gideyim de bir kaç defile izleyeyim, modacılarla tanışayım veya trendler hakkında bilgiler alayım" şeklinde gelişmez. Daha çok düğüne gider gibi abiye veya kokteyl tarzı giyinelim, yüzümüze ne bulursak badana boya yapalım, saçlarımızı tabi ki lüle lüle maşa yapalım ve piyasa yapalım tarzda gelişiyor
Takip ettiğim bloglar da gördüğüm kişilerin %99'u korkunç giyinmişti. O kadar ki hepsi defileden çıkıp düğüne gideceklermiş gibi giyinmişlerdi. Kendine moda bloggerı diyenler ise salaş tarzları(!) ile kendilerince farklılaşmak istemişlerdi. Ama bu tarz hem şık hem de doğal görünülmesi gereken yerlerde nasıl giyinmeli? Hem güzel olmak hem de özenli olmak için nasıl bir kombinasyon yapmak gerekir sorularının cevaplarını bize Miroslava Duma veriyor.
Etiketler:
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
tarz
12 Eylül 2011 Pazartesi
Mrs. S.

"Kadınların düşmanı yine kadınlardır." lafını Oscar Wilde mı yoksa Seda Sayan mı söylemiştir hatırlamıyorum ancak kesinlikle doğrudur. Muhtemelen sizin de hayatınızda baş düşmanım diyebileceğiniz kadın(lar) olmuştur. Benim de oldu. Kendisini yani S. yi burada mevzu bahis yapmamın sebebi ayakkabıları. Kişisel kavgalarımızın -ki ben hayatımda kimseyle küs kalmadım. Sadece bazı insanların bazı yalanlarıyla coşmuş bir hatundur kendisi- yanı sıra ayakkabılarına uyuz olurdum.
Bir kadın için ayakkabı önemlidir. Kadının kişiliğini temsil eder ayakkabıları. Penelope Cruz oynayacağı bir filme başlamadan önce karakter için yönetmeni de takıp koluna ayakkabı alışverişine çıkarmış. Çünkü herşey orada başlar!
Bu ayakkabı modeli benim lugatımda Oxford değil S ayakkabısı olarak bilinir. Hep bunları giyerdi. Hep!Siz yukarıdaki ayakkabıyı giyen biri hakkında ne düşünürsünüz bilmem ama benim için o kadar korkunç ki bu ayakkabıyı giyenlere sevabına Nine West'ten ne bileyim Urban Outfitterstan 10 dolara ayakkabı veresim gelir.
NOT: Sevgili S., bana hakaret davası açacaktın, peşime adam taktıracaktın. Benden bu kadar korkmana gerek yoktu. Yoksa var mıydı? Ha?
15 Ağustos 2011 Pazartesi
erkeklerin yerinde olsam bu kızlardan nefret ederdim! net!
bize dayatılan, sevmek zorunda kaldığımız, moda olan, bu modaya uymazsan "loser" olacağın şeyler var. yüzlerce hayır binlerce enformasyonla her allahın günü gözümüze kulağımıza ve ardımıza (!) sokulan şeyler var. sıkılmadınız mı lan?
örneğin ayakkabılar. deli misiniz nesiniz ya, her ayakkabı fotoğrafını tumblr, blogspot, facebook, twitter ve daha bilmem kaç tane sosyal medya organından paylaşmak zorunda değilsiniz? ayakkabılara aşık olmak ne demek? benim de çanta tutkum var ve ayakkabımda gerçekten çok fazladır ama ölüp bitmiyorum taaam mı? hele miu miu'nun çıkardığı şu boktan, oyuncak olsa Barbie'me bile giydirmeyeceğim ayakabıların gözüme gözüme sokulmasından çok rahatsızım!
ulan benim bildiğim baykuşlar uğursuzluk getirir. ne zamandan beri baykuşlu nevresim alıp, baykuşlu takılar takıp, baykuşlu tshirtler giyip, iphonelarımıza baykuşlu kılıflar kaplar alıyoruz? bu akımı kim başlattı? başka hayvan mı yok ya? mesela lorisler! inanılmaz güzeller! bayılıyorum. bir lorisim olmasını çok isterdim. veya karıncayiyenler..daha vahşi şeyler içinse bkz: komodo ejderleri! komodo ejderli bir nevresimde uyumak baykuşlu bir nevresimde uyumaktan daha seksidir!
şimdi kızlar dikkatlice ve tane tane okuyun: "kedi bir hayvandır." tıpkı diğer bütün hayvanlar gibi. her kedi gördüğünüzde kafayı yemek zorunda değilsiniz. her kedi fotoğrafını paylaşmak ve her kediye garip giysiler giydirmek, o hayvancağıza aşırı duygular beslemek ve hatta karakterini analiz etmek zorunda da değilsiniz. sakin olun ve hayvanları rahat bırakın. ayrıca hayvanların boyanması, pikaçu gibi kostümlerin giydirilmesi ve patilerine oje falan sürülmesi iğrenç. bence bu hayvanlara taciz ve kesinlikle yasal olmamalı. hatta köpeğine toka veya kedisine "queen" yazılı taç takanlara ceza verilmeli. pardon unutmuşum. biz toka takmak yerine köpeklere, eşeklere, atlara ve ineklere ya da gün yüzüne çıkmamış birçok hayvana tecavüz etmeyi yeğleriz. hadım yasası çıkmadı ya en çok ona yanıyorum ama neyse konu dağılmasın.
bakalımmmm, başka nelere uyuz oluyorum? tumblr! allah'ım? neyin kafasıdır bu ya? hepsi şöyle başlıyor: "hi there! i am 17 and i love sharing photos! have fun guys" daha 18 yazanını görmedim! bütün dünyada böyle. saatlerce internette dolaşıp hoşlarına giden fotoğrafları paylaşıyorlar. çünkü bu oturup blog yazmaktan daha kolay. kopyala/yapıştır ve işte oldu! mesela böyle tumblr adreslerine bayılıyorum. bu kız her gün birşeyler yazıyor ve yazdıkları hem komik hem de harika! siz de beğendiğiniz ve 17 yaşından büyük birilerinin paylaşımları olan tumblr adreslerini paylaşabilirseniz sevinirim.
şimdilik bu kadar! si u guyzzz! allah'ım iğrenç bir laf. si u guyzz yerine ramazan münasebetiyle Allah'a emanet olun din kardeşlerim demeyi tercih ederim. <3
Etiketler:
depresyon,
dikkat duygusal yazı,
gözü dönmek,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
komik
31 Temmuz 2011 Pazar
rolling in the deep mırıldanıyorum...
bebeğim diyor ki;
There's a fire starting in my heart,
Reaching a fever pitch and it's bring me out the dark,
Finally, I can see you crystal clear,
Go ahead and sell me out and I'll lay your sheet bare,
See how I'll leave with every piece of you,
Don't underestimate the things that I will do,
There's a fire starting in my heart,
Reaching a fever pitch and it's bring me out the dark,
The scars of your love remind me of us,
They keep me thinking that we almost had it all,
The scars of your love, they leave me breathless,
I can't help feeling,
We could have had it all,
(You're gonna wish you never had met me),
Rolling in the deep,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
You had my heart inside of your hands,
(You're gonna wish you never had met me),
And you played it to the beat,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
Baby, I have no story to be told,
But I've heard one on you and I'm gonna make your head burn,
Think of me in the depths of your despair,
Make a home down there as mine sure won't be shared,
The scars of your love remind me of us,
(You're gonna wish you never had met me),
They keep me thinking that we almost had it all,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
The scars of your love, they leave me breathless,
(You're gonna wish you never had met me),
I can't help feeling,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
We could have had it all,
(You're gonna wish you never had met me),
Rolling in the deep,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
You had my heart inside of your hands,
(You're gonna wish you never had met me),
And you played it to the beat,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
Could have had it all,
Rolling in the deep,
You had my heart inside of your hands,
But you played it with a beating,
Throw your soul through every open door,
Count your blessings to find what you look for,
Turn my sorrow into treasured gold,
You'll pay me back in kind and reap just what you've sown,
(You're gonna wish you never had met me),
We could have had it all,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
We could have had it all,
(You're gonna wish you never had met me),
It all, it all, it all,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
We could have had it all,
(You're gonna wish you never had met me),
Rolling in the deep,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
You had my heart inside of your hands,
(You're gonna wish you never had met me),
And you played it to the beat,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
Could have had it all,
(You're gonna wish you never had met me),
Rolling in the deep,
(Tears are gonna fall, rolling in the deep),
You had my heart inside of your hands,
But you played it,
You played it,
You played it,
You played it to the beat.
Etiketler:
kendini kaybeden kadın,
omg,
şarkı
28 Temmuz 2011 Perşembe
bullshit

biz kadınların sorunu bu işte..çoğu zaman yani...karşımızdaki erkeğin düşündüklerimizi, hislerimizi, endişelerimizi veya korkularımızı biz söylemeden anlamalarını bekliyoruz. tabi ki anlamıyorlar. neticesinde de kırılıyoruz, ah vah ediyoruz, hırpalanıyoruz, hırpalıyoruz falan filan..
blue valentine filmini izleyenler anlamışlardır ne demek istediğimi. filmi dün gece izledim ve dedim ki kendi kendime "ulan salak karı, senin ne düşündüğünü adam nereden bilsin? alnında mı yazıyor?" adamcağız da bilmiyor ne yaptığını çaresiz gidiyor. ayrıca çokta çekici bir adam. yazık oldu.
bir çok ilişki bence bu yüzden bitiyor. dürüst olmayan taraflar yüzünden. yani ben karşımdaki adama düşündüklerimi söylemeyeceksem neden yanımda gezdiriyorum? süs diye mi? elimi ısıtsın diye mi? neyse konuyu fazla dağıtmayalım..
kısaca sayın bayanlar, dürüst olunuz. aman beni bırakıp giderse, ya kızarsa, ya üzülürse veya başka bahanelerle hissettiklerinizi gizlemeyin. canınız herhalükarda yanacaksa bari şimdi yansın. yarına küllenmiş olur.
Etiketler:
depresyon,
dikkat duygusal yazı,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
5 Temmuz 2011 Salı
20 Mayıs 2011 Cuma
Z. Tosun! Sana sesleniyorum tatlım
Fotoğraf çektiğimden mi bilmem insanların verdikleri pozlara önem veriyorum. Veya veremedikleri pozlara. Bazı kadınların her hareketi pozdur mesela. Sanki her an bir flash patlayacak gibi davranırlar. Sahtedirler. Bazı kadınlarda ise Yaratıcı tarafından bahşedilen bir özellik olan fotojeniklik vardır ki o kadınları çektiğim zaman çok mutlu olurum. Kasmadan size harika kareler veririler. Hangi açıdan güzel olduğunu bilen kadındır o.
Tamam Zeynep Tosun iyi bir modacı vs. ama inanın hiç fotojenik değil! Sürekli dergilerde rastladığım fotoğraflarında hayatının en mutlu günüymüş/gecesiymiş gibi, ağzı kulaklarında ve çıkık elmacık kemikleriyle gözlerini yok etmiş görünüyor! İçten gülümsenen fotoğraflar karşısındakini mutlu etmeli, sinir değil. :)
Zeynep Tosun, arkadaşların seni uyarmıyor olabilir. Ama senin gibi güzel bir kadın böyle poz vermemeli. Evde, ayna karşısında biraz çalış. Hafifçe gülümsediğinde nasıl göründüğüne bir bak Allah aşkına!



Not: Bunlar bu ayki Elle Türkiye'den. Ama dergi arşivimde bunlardan daha çok var! Tanrım!
Tamam Zeynep Tosun iyi bir modacı vs. ama inanın hiç fotojenik değil! Sürekli dergilerde rastladığım fotoğraflarında hayatının en mutlu günüymüş/gecesiymiş gibi, ağzı kulaklarında ve çıkık elmacık kemikleriyle gözlerini yok etmiş görünüyor! İçten gülümsenen fotoğraflar karşısındakini mutlu etmeli, sinir değil. :)
Zeynep Tosun, arkadaşların seni uyarmıyor olabilir. Ama senin gibi güzel bir kadın böyle poz vermemeli. Evde, ayna karşısında biraz çalış. Hafifçe gülümsediğinde nasıl göründüğüne bir bak Allah aşkına!



Not: Bunlar bu ayki Elle Türkiye'den. Ama dergi arşivimde bunlardan daha çok var! Tanrım!
flu cinsiyetler

Cinsiyeti, sadece biyolojik niteliklerden yola çıkarak kategorize edecek olursak, "kadın" ve "erkek" olmak üzere "kabul görmüş" iki türle karşılaşıyoruz. Oysa her cinsiyete atfedilen toplumsal ve kültürel öğeler, kişilerin toplumsal cinsiyetlerini oluşturuyor. Bu da, cinsiyet meselesinin sanıldığı kadar basite indirgenemeyeceğini kanıtlıyor.
Seda Yılmaz, Mayıs 2011
Elle Türkiye
Etiketler:
erkek,
kendini kaybeden kadın,
yazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




