kafa ütüleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kafa ütüleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Aralık 2011 Cuma
Uyuz oluyorum!
Şimdi bazı blogger kızlarımız var, onları severim. Ama uyuz olduklarımın sayısı daha fazla! Çünkü bazı özellikleri var beni deli ediyorlar. Bir de onların pohpohlayıcı güruhu var kiiii, onlar daha beter.
Şöyle ki aşağıda bazı özellikler sayıyorum nadide blogger kızlarımız için. Ama bunlar benim gördüklerimdir. Yani herkesi kapsamaz. O yüzden bana çömkürmeyin!:)
İlk olarak Türk blogger kızların aynı kombini doksan beş açıdan, yakın uzak, gülerken somurturken, saçlarını savururken falan yüzlerce fotoğrafını koymasına deli oluyorum! Mesela bir kız kardeşler var! Allah'ım! İyi ki profesyonel fotoğraf makineleri var..sürekli birbirlerini çekip koyuyorlar. Belki aynı kombinin 19 tane fotoğrafını koyuyorlar. Ulan anladık!
İkinci olarak Türk blogger kızların sanki hayatlarında hiç makaron, cup cake veya beyaz şarap görmemiş bir halleri var.Lansman lansman gezdikleri için de sürekli fotoğraf koyuyorlar tabi. Tamam, tumblr kızları da böyle ama en azından her cupcake fotoğrafının altına "inanılmaz lezzetliydiiiiğğğğ" yazmıyorlar.
Üçüncüsü poh pohlayıcı kesimleri var bunların. Yani bir fotoğrafa yorum yapayım dedim iki hafta önce. Yapmaz olaydım. Hala mail geliyor. Hepsi de "X'ciğimmm inanılmaz güzelsin inanılmaz mükemmelsin!" veya "Sen çuval giysen yakışır beaa" gibi. Bir kişi de "Bence o çantanın materyaliyle deri ceketin materyali bir uyumsuzluk yaratmış bu da kombinini başarılı olmaktan çıkarmış" demiyor! Hepsi o kıza bayılıyor, seviyor ve hatta onun gibi olmak istiyor. Ulan hani kadınlar birbirini çekemezdi. Noluyor ya! Sakin olun.
Dördüncüsü Adsız yorum yazan erkekler var bu kızların bloglarına. Genelde dikkat edin dekolte fotoğraf koyan kızların fotoğraflarının altında Adsız yorum yazan çok oluyor. Onlarda zaten "çok güzel bacakların var!" veya "Allah özene bezene yaratmış" o da olmadı "sırtında sivilceler var bari silseydin photoshop'ta!" diyorlar.
Beşincisi bunların dertsiz Ayla gibi gezmeleri.Bunlar üniversite öğrencisi veya tam zamanlı ev hanımı olsalar da hiç dertleri yok. Dert babası gibi bir insan olduğum için anlamıyorum bu durumu. 27 yaşındayım ve hayatımın son 4 yılı sürekli ağlamakla geçti. Yani nasıl bir derdin olmaz? Tamam kimse hasta olmasın, parasız kalmasın ama saçın bile dökülmüyor veya sevgilin bile terk etmiyor! Her şeyleri nasıl böyle güllük gülistanlık anlamıyorum. Ha, elbette dertleri vardır ama göstermezler diyorsan Sayın Okuyucu, sana şunu sorarım; O zaman nasıl Allah'ın her günü lansmanlarda partilerde geziyorlar? Mesela bir blogger kadıncağız vardı. Düzenli post yazardı, çok tatlıydı ama kocası hastaydı. Organ nakli bekliyorlardı. Kocasına mektuplar yazardı falan. Sonra kocası vefat etti ve kadın blogunu kapattı. Ben bloguma bundan sonra oturup giydiğim kıyafetleri falan koyamam dedi. O işte gerçek bir kadındı. Bunlar sanki yapay bir dünyada yaşıyorlar.
Aslında daha çok var. Uyuz olduğum bir çok özellik var. Ha bir de kıskandığım şeyler var. Mesela keşke moda yazsaydım. Moda bloggerı olsaydım da zaten giydiğim markalarla yaptığım kombinleri koysaydım. O zaman gelsin eşantiyonlar gitsin sürekli gelen hediyeler. En çok hediye kısmını kıskanıyorum zaten. CK hediye saat gönderiyor bunlara, bunlarda bloglarında "CK saatime bakııııııın" diyorlar ya kıskançlıktan ölüyorum!
Ama daha önce yazdığım bir cümle benim neden moda bloggerı olamayacağımı anlatıyor;
"Bir gün tek derdimin Mango'da beğendiğim kazağın bedeninin olmaması olmasını istiyorum."
Etiketler:
kaderin halleri,
kadının halleri,
kadınlar,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
11 Kasım 2011 Cuma
koreliler kalp kalp kalp!

Protect the Boss adlı bir Güney Kore dizisine başladım. Uzakdoğuluları hep severdim ama şimdi ayrıca sempati duydum kendilerine! Diyaloglar, mimikler, senaryo, kültür, komedi her şey o kadar başka ki! Hepsi birbirinin benzeri Amerikan dizilerinden sıkılanlara tavsiye ederim. Ayrıca Korece de çok güzel bir dilmiş!
NOT: Başrol oyuncularından adını yazamadığım adamın üzerindeki penyenin güzelliğine bakar mısınız! Bizde ancak Tarkan'ın giyeceği güzellikteki bu penyeyi sokakta biri giyse üstüne atlamazsam şerefsizim! Çok güzel!
Etiketler:
erkek,
erkekler,
kaderin halleri,
kadin,
kafa ütüleme
4 Kasım 2011 Cuma
kasım

hiç sevmediğim bir ay. doğum günüm gelsin istemiyorum hiç. insan doğum günü gelmesin ister mi? istemiyorum işte. keşke yıllar ilerlemese. bari yıllar ilerledikçe dertler kümülatif olarak artmasa. monotonluktan çıksa hayatım. istediğim ve hayal istediğim her şeye başkaları sahip oluyor ve ben onları uzaktan seyrediyorum. değerli ve kısıtlı zamanım azalırken hem de..
Etiketler:
kaderin halleri,
kadin,
kafa ütüleme
23 Ekim 2011 Pazar
binlerce ayakkabı ve vicdanım
Kadınların yüzde 90'ında bir ayakkabı deliliği baş göstermeye başladı son beş yılda. Zaten çok sevdikleri birşeyle aşk yaşamaya ve tatminsiz olmaya başladılar. Bazıları için sorun değil çünkü en fazla 200 tl verir bir ayakkabıya. Ama iş ünlüler dünyasına gelince değişiyor kurallar. Her biri binlerce dolar olan bu ayakkabı koleksiyonların değeri trilyonları bulabiliyor. Bana sorarsanız ben bu kadar ayakkabım olacağına beş taneyle yetinmeyi ve bana fazla gelen paramla da hastane falan yaptırmayı tercih ederim. Neyse Khloe'nin veya Rachel'ın bu tarz vicdan hesapları yapmadığına eminim. Onların kafası rahat nasılsa!
khloe kardashian'ın ayakkabı dolabı:


Rachel Zoe'nin ayakkabı dolabı

khloe kardashian'ın ayakkabı dolabı:


Rachel Zoe'nin ayakkabı dolabı

Etiketler:
ayakkabı,
kadin,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
19 Ekim 2011 Çarşamba
zayıfım zayıfsın zayıflar.

Bize dayatılan güzellik ve estetik imajlar (görüntüler bütünü anlamında kullanıyorum bu kelimeyi, tarz değil) öyle korkunç ki! Kadınlar zayıf ve trendy, erkekler zayıf ve trendy olmak zorunda. Herkes her şeyi bilmek, süslü püslü olmak zorunda. İşin sosyolojik ve psikolojik zararlar veren kısmı tartışılmaz ama eminim Adele bile zaman zaman "Allah'ım ben niye böyle muhteşem bir sesle Rihanna gibi mayokini giyip dans edemiyorum?" diye üzülüyordur.
Etiketler:
kadin,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
manken
22 Eylül 2011 Perşembe
Töbe töbe!
Allah'ım sen koru Yarebbim! Bu nedir ya!? Bu Rihanna mı? Sadece saçına ayda 37 bin TL veren kızın dramına bak. Ulan koskoca dünya starısın kalıcı makyaj diye birşey duymadın mı? O bit kadar gözlerine bir eyeliner çektiremedin mi? Dudakları desen Demet Akalın'ın ölü dudağından beter. Mosmor! Ay çok korktum!Dua -2:
Allah'ım! Sen bizi Rihanna gibi gündüz Quasimodo gece tanrıça olan kadınlardan koru! Tabi erkekleri de!
Etiketler:
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
komik
20 Eylül 2011 Salı
düğüne gidiyoz biz!
Şimdi moda haftası dediğin şey biz Türklerde "gideyim de bir kaç defile izleyeyim, modacılarla tanışayım veya trendler hakkında bilgiler alayım" şeklinde gelişmez. Daha çok düğüne gider gibi abiye veya kokteyl tarzı giyinelim, yüzümüze ne bulursak badana boya yapalım, saçlarımızı tabi ki lüle lüle maşa yapalım ve piyasa yapalım tarzda gelişiyor
Takip ettiğim bloglar da gördüğüm kişilerin %99'u korkunç giyinmişti. O kadar ki hepsi defileden çıkıp düğüne gideceklermiş gibi giyinmişlerdi. Kendine moda bloggerı diyenler ise salaş tarzları(!) ile kendilerince farklılaşmak istemişlerdi. Ama bu tarz hem şık hem de doğal görünülmesi gereken yerlerde nasıl giyinmeli? Hem güzel olmak hem de özenli olmak için nasıl bir kombinasyon yapmak gerekir sorularının cevaplarını bize Miroslava Duma veriyor.
Etiketler:
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
tarz
15 Ağustos 2011 Pazartesi
erkeklerin yerinde olsam bu kızlardan nefret ederdim! net!
bize dayatılan, sevmek zorunda kaldığımız, moda olan, bu modaya uymazsan "loser" olacağın şeyler var. yüzlerce hayır binlerce enformasyonla her allahın günü gözümüze kulağımıza ve ardımıza (!) sokulan şeyler var. sıkılmadınız mı lan?
örneğin ayakkabılar. deli misiniz nesiniz ya, her ayakkabı fotoğrafını tumblr, blogspot, facebook, twitter ve daha bilmem kaç tane sosyal medya organından paylaşmak zorunda değilsiniz? ayakkabılara aşık olmak ne demek? benim de çanta tutkum var ve ayakkabımda gerçekten çok fazladır ama ölüp bitmiyorum taaam mı? hele miu miu'nun çıkardığı şu boktan, oyuncak olsa Barbie'me bile giydirmeyeceğim ayakabıların gözüme gözüme sokulmasından çok rahatsızım!
ulan benim bildiğim baykuşlar uğursuzluk getirir. ne zamandan beri baykuşlu nevresim alıp, baykuşlu takılar takıp, baykuşlu tshirtler giyip, iphonelarımıza baykuşlu kılıflar kaplar alıyoruz? bu akımı kim başlattı? başka hayvan mı yok ya? mesela lorisler! inanılmaz güzeller! bayılıyorum. bir lorisim olmasını çok isterdim. veya karıncayiyenler..daha vahşi şeyler içinse bkz: komodo ejderleri! komodo ejderli bir nevresimde uyumak baykuşlu bir nevresimde uyumaktan daha seksidir!
şimdi kızlar dikkatlice ve tane tane okuyun: "kedi bir hayvandır." tıpkı diğer bütün hayvanlar gibi. her kedi gördüğünüzde kafayı yemek zorunda değilsiniz. her kedi fotoğrafını paylaşmak ve her kediye garip giysiler giydirmek, o hayvancağıza aşırı duygular beslemek ve hatta karakterini analiz etmek zorunda da değilsiniz. sakin olun ve hayvanları rahat bırakın. ayrıca hayvanların boyanması, pikaçu gibi kostümlerin giydirilmesi ve patilerine oje falan sürülmesi iğrenç. bence bu hayvanlara taciz ve kesinlikle yasal olmamalı. hatta köpeğine toka veya kedisine "queen" yazılı taç takanlara ceza verilmeli. pardon unutmuşum. biz toka takmak yerine köpeklere, eşeklere, atlara ve ineklere ya da gün yüzüne çıkmamış birçok hayvana tecavüz etmeyi yeğleriz. hadım yasası çıkmadı ya en çok ona yanıyorum ama neyse konu dağılmasın.
bakalımmmm, başka nelere uyuz oluyorum? tumblr! allah'ım? neyin kafasıdır bu ya? hepsi şöyle başlıyor: "hi there! i am 17 and i love sharing photos! have fun guys" daha 18 yazanını görmedim! bütün dünyada böyle. saatlerce internette dolaşıp hoşlarına giden fotoğrafları paylaşıyorlar. çünkü bu oturup blog yazmaktan daha kolay. kopyala/yapıştır ve işte oldu! mesela böyle tumblr adreslerine bayılıyorum. bu kız her gün birşeyler yazıyor ve yazdıkları hem komik hem de harika! siz de beğendiğiniz ve 17 yaşından büyük birilerinin paylaşımları olan tumblr adreslerini paylaşabilirseniz sevinirim.
şimdilik bu kadar! si u guyzzz! allah'ım iğrenç bir laf. si u guyzz yerine ramazan münasebetiyle Allah'a emanet olun din kardeşlerim demeyi tercih ederim. <3
Etiketler:
depresyon,
dikkat duygusal yazı,
gözü dönmek,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
komik
28 Temmuz 2011 Perşembe
bullshit

biz kadınların sorunu bu işte..çoğu zaman yani...karşımızdaki erkeğin düşündüklerimizi, hislerimizi, endişelerimizi veya korkularımızı biz söylemeden anlamalarını bekliyoruz. tabi ki anlamıyorlar. neticesinde de kırılıyoruz, ah vah ediyoruz, hırpalanıyoruz, hırpalıyoruz falan filan..
blue valentine filmini izleyenler anlamışlardır ne demek istediğimi. filmi dün gece izledim ve dedim ki kendi kendime "ulan salak karı, senin ne düşündüğünü adam nereden bilsin? alnında mı yazıyor?" adamcağız da bilmiyor ne yaptığını çaresiz gidiyor. ayrıca çokta çekici bir adam. yazık oldu.
bir çok ilişki bence bu yüzden bitiyor. dürüst olmayan taraflar yüzünden. yani ben karşımdaki adama düşündüklerimi söylemeyeceksem neden yanımda gezdiriyorum? süs diye mi? elimi ısıtsın diye mi? neyse konuyu fazla dağıtmayalım..
kısaca sayın bayanlar, dürüst olunuz. aman beni bırakıp giderse, ya kızarsa, ya üzülürse veya başka bahanelerle hissettiklerinizi gizlemeyin. canınız herhalükarda yanacaksa bari şimdi yansın. yarına küllenmiş olur.
Etiketler:
depresyon,
dikkat duygusal yazı,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
15 Mayıs 2011 Pazar
born this way
I'm beautiful in my way
'Cause god makes no mistakes
I'm on the right track baby
I was born this way
Don't hide yourself in regret
Just love yourself and you're set
I'm on the right track baby
I was born this way
Ooo there ain't no other way
Baby I was born this way
Baby I was born this way
Ooo there ain't no other way
Baby I was born-
I'm on the right track baby
I was born this way
Geçen hafta Amerikadayken Gaga'nın konserinden canlı görüntüler verdiler. Born this way performansını seyretmek olağanüstüydü. Belki bir gün biz de seyirci oluruz kim bilir? =)
Etiketler:
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın,
müzik
10 Temmuz 2010 Cumartesi
İşgüzar blogger!

Ben blog yazmadan yıllar önce iyi bir blog okuyucusuydum. O kadar çok blog takip ediyorum ki Readerımda saatlerce takılabilirim. Bu yüzden blogsfer dünyası ile ilgili genel kültürüm geniştir. Neyse, dikkat çeksin diye koyduğum başlıkla alakalı konuşmaya başlayayım yoksa okumayı bırakacaksın:)
Blog yazarlarından bazıları hediye vermeyi çok seviyorlar. Sürekli bir hediyeleşme, kendilerini takip edenlere krem, kalem, kıyafet, çanta, bilet, ıvır zıvır vermeye bayılıyorlar. Bende hediye vermesini ve bit tabi (böyle mi yazılır bu yahu?) almasını çok severim. Ancak bu noktada bloggerlar biz normal insanlardan farklılaşıyorlar.
Öncelikle çoğu blog yazarı hediyeyi kazanmanız için size bazı şartlar sunuyor. Şöyle başlayan cümlelerle geliyor bu şartlar: "Şekerlerrrrrrr bu 3 dolara Amerika'dan aldığım kremi kazanmak için önce bloguma üye olun. Sonra blogunuz varsa orada benden bahsedin ve linkimi verin. Sonra da bu posta yorum yapın. Sonra kargo ücreti size ait olacak şekilde bana adres bilgilerinizi verin. sonra...."
Yani sana 3 Dolara aldığı dandik kremi verebilmek için o kadar çok şey istiyor ki! Ben bir gün buradan hediye vermek istersem canımın istediğine veririm, peh! Ya da "Arkadaşlar size hediye vermek istiyorum random olarak bir kişiyi seçeceğim" derim.
Zannedersin ki Swaroski taşlı Led TV hediye ediyor haspam! Of blogger kızlar of!
* Görsele bayıldım! Çoğumuzun üzerinde Hello Kitty'li pijamalar ve saçımız kalemle veya etrafta duran kaşık gibi aparatlarla toplanmış bir şekilde post hazırlar -ki ben şu anda öyleyim - bazı kadınlar böyle de post yazabiliyormuş! :)
Etiketler:
blogger,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
1 Temmuz 2010 Perşembe
Yalanlar ve Kadınlar

Genel olarak yalandan iğrenirim. Gerçekten! Çevrendeki herkes yalana batarken, “Yok anacım ben yalan söylemeyeceğim, bataklıktaki gül olacağım” desen de çekiliyorsun dibe, farkında değilsin. Bir sürü yalana alet olabiliyorsun istemeden. Ama yalancıların cinsiyeti olur mu? İşte bunu irdeleyeceğiz bugün sevgili ve de pek muhterem okuyucu!
Hani düşüncelerini dürüstçe söyleyebilen kadınlara "erkek gibi" derler ya, aslında ne kadar yanlış. Dürüstlük erkeklere mahsus değil ki! Ne saçma! Sanki hepimiz birer Hürrem Sultan’ız da çevremizdeki erkekleri fır döndürüyoruz. Peh!
Ama yıllarca bu söylem beynimize kazınmış! Hadi kabul ettik diyelim o zaman bende diyorum ki; “Kadınlar, erkeklerden daha erkek! “ Neden mi? Çünkü biz güzel yalanlar söyleriz, kimsenin canını yakmayan… Siz ise kanırtarak acıtan yalanlar söyler ve ardından PES turnuvanıza dönersiniz.
Tamam, biz de sütten çıkmış ak memeliler değiliz ama siz de çok fenasınız canım!
Yıllar süren bilimsel araştırmalarım ve gözlemlerim gösterdi ki erkekler yalanda bizden daha başarılı! Gözlerinin içine bakarak, ellerini ellerinin arasına almış ve kulağına “Seni Seviyorum” klişesini fısıldarken gerçekten sevmeyen bir erkeğin karşısında, beyin loblarımızın gelişmişliğinin veya karmaşık olayları daha kolay çözebilmemizin pek bir önemi yok aslında.
Çünkü biz O’na inanırız.
NOT: Görseldeki adamceğiz ise bütün Amerikan halkı çok dürüst ya!Halkına yalan söylediği için görevinden alınan B. Clinton. :)Ama gözlerini kapadım!Ne de olsa o bir YALANCI!
Etiketler:
dikkat duygusal yazı,
kafa ütüleme,
kendini kaybeden kadın
25 Mart 2010 Perşembe
Merhaba...

Nasıl başlayacağımı düşünüyorum 3 gündür..En sonunda birşey yazmamaya karar verdim. :) İlk kayıt her zaman en zorudur. Zaten herşeyin ilki en zordur, en telaşlısı, en sevilmeyenidir.:) Bu blogda göreceğin, seveceğin, nefret edeceğin, bayılacağın, hemencik bilgisayarına kaydedeceğin herşey benim hayatıma dair olacak ama aynı zamanda olmayacak. Bazen hayal ettiğim, kafamda kurduğum, uydurup gerçek olduğunu sandığım birşeyler de olacak.
Aslında normalde çok kararsız biri değilim ama nedense blog söz konusu olunca baya kararsız kaldım. Tasarımı, fotoğrafları vs. çektik uğraştık. Arkadaşım tutturdu senin fotoğrafın olmalı başta. Bende ya " ya ne uğraşacağız kızım, bırak işte bir fotoğraf bulup koyalım." diyorum. En sonunda bir fotoğraf bulduk koyduk, ama benim el yazımla Renkli Bilezikler yazısı ile bana ait birşey de koymuş olduk:)
Neden Renkli Bilezikler? Açık konuşacağım, hayal ettiğim ismi moron adamın teki almış. Bu bende büyük hayal kırıklığı yaratınca, bir tane uyduralım dedim. İlk başta bir kafede oturduğumuz için ve karşıda bir pipet kutusu gibi birşey durduğu için Renkli Pipetler olsun dedim. Sonra saçmaladığımı farkedince, kolumda rahmetli ablam Songül'ün (sık sık adını duyacaksınız) bileziği vardı. Renkli Bilezikler olsun bari dedim:) Ayrıca ben kişilik olarak deli dolu, hareketli, renkli, dengesiz vs. bir insanım. Bana uyan, beni anlatan bir isim oldu sonuçta:)
O zaman kocaman bir Merhaba Blog Dünyası:) Ben geldim ve Büyük Resim tamamlandı:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

