27 Temmuz 2011 Çarşamba



sevgili blog,

2011 yazının aşırı sıcak olmasından dolayı yepisyeni bir karar aldım: yazları çay içmeyeceğim. zaten hastası olmadığım halis muhlis ve de mulis türk çayını sadece kahvaltıda içerdim. onu da bıraktım. sabahları buz dolu bir bardağa meyve suyu döküyorum kahvaltı da içiyorum. enemm! içim ferahlıyor. eferim bana! tavsiye ederim ;)

21 Temmuz 2011 Perşembe

ajda forever!



Ajda dinleyicisi kadındır. Özgürdür. Bağımlı olmayı sevmez. Güzeldir. Dış güzelliğin içeriden, kalpten geldiğini bilir. Aşkla daha da güzelleşir ama boyun eğmez. Kadının fendinin erkeği her zaman yeneceğini bilir çünkü. Kafasına estiğini yapar Ajda kadınları...Gerekirse yakar geçer. Umursamaz. Arkasına dönüp bakmaz.

Bazen kafası karışır, her şey flulaşır ama hayatta herşeyin istediği gibi olmayacağını bilir. Bütün hayalkırıklıklarına rağmen taviz vermez. Çünkü vitrini önemsemez. Asıl derdi iklimine gelenlere kendini açmaktır. Gerisini teferruat olarak görür.

Ölene kadar aşkı çağıracak Ajda...Ölene kadar dimdik ayakta ve hala çok güzel. Bakmaya ve dinleyemeye doyamıyorum. Onu çok seviyorum.

17 Temmuz 2011 Pazar

damn u larry crowne!



Bugün Larry Crowne filmini izledim. Tom Hanks ve en az onun kadar itici Julia Roberts bile gözüme batmadı. Sevmediğim tarzda, durağan ama seansın saati uyuyor ve yapacak bişeyiniz yoksa gittiğiniz filmlerden biriydi. Ama bütün bunları katlanılır kılan şey Tom Hanks'in koca kıçının altındaki o güzel scooter'dı. Gang'iyle beraber kullandığı scooterlar çok hoşuma gitti. Bende kaskımı takmak, ayağımda kids üzerimde kot ve tshirtle ves kullanmak istiyorum. çok özeniyorum. ve yılların özentiliğini yüzeye çıkaran Tom Hanks! lanet gelsin sana!

Not: İleride blogumu okuyacak olan sevgili! sadece bir iki günlüğüne de olsa ves kiralasan ve beni istanbul'dan kaçırsan sana bir kez daha aşık olurum?! <3

7 Temmuz 2011 Perşembe

Pazarlama, İK uzmanları, ıvırları ve zıvırları




Sor Google Amca'na Pazarlama Nedir? diye, vereceği ilk cevap şu olacaktır:

" Kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek mübadeleleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecine Pazarlama denir."

İşte Pazarlama budur. Gerçekten. En kısa manasıyla budur. Pazarlama bazı kişilerce yanlış anlaşılıyor. Pazarlama Satış Elemanı diye bir ünvan olmaz mesela. İkisi farklı görevlerdir. Pazarlama Müdürü dediğiniz kişi mesela, müşterileri dolaşarak yeni ürünü tanıtmaz. O Satış ekibinin görevidir. Elbette şirketlerin finansal büyüklüğüne, organizasyon yapısına ve hiyerarşilerine göre görev başlıkları değişebilir, bir kişi farklı görevlerde rol alabilir ama görevlerin tanımlamaları değişmez.

Bu yüzden Pazarlama Müdür Yardımcısı arayan bir şirketin bana görüşmede "Aslında biz Halkla İlişkiler yani PR yapacak birini arıyoruz." demesi günümü ve gelecekteki bir kaç günümü mahvetmiştir.

Bir de İK uzmanlarının veya görüşmeyi yapan insanların yaptıkları çok büyük hatalar var:

1. Adayın CV'sine önceden bak, görüşmeye geldiğinde değil!
2. Adayın eğitimini öğrendikten sonra seni havada karada kapabileceği konularda adaylarla tartışma. Mesela Pazarlama Yüksek Lisansı yapmış bir kıza Pazarlama ile Satış'ın ne olduğunu anlatmaya çalışma.
3. Aday konuşurken içinden esneme. Esnediğin ama bunu belli etmemeye çalıştığın zaman ağzın yamuluyor.
4. Bayan görüşmeciler geldiğinde şöyle bir süzmen yeterli, kızı baştan aşağı rahatsız edecek şekilde incelemen gereksiz.
5. Adayın dürüst olduğunu anladığın zaman sende dürüst ol. Aslında hep ol.

Aklıma geldikçe yazmaya devam ederim buraya. Ya da tecrübe edindikçe diyelim.

5 Temmuz 2011 Salı



Dünya Eric Northman gibi adamlar olmasaydı daha sıkıcı olurdu.

zor işler bunlar.

kanser hastalarını ne onkologları ne radyologları ne de hemşireleri anlar. kanser hastalarının psikolojileini sadece ve sadece aileleri ve çok yakınları anlar.

insan her şeye alışıyor bu hayatta. giden sevgilisine, arkadan vuran dostlara, sevdiklerini özlemeye...Her şeye...alısmak ıstemedıgım tek sey onun yoksunlugu olur. sadece yanımda olsa yeter. onu anlayan ve seven ınsanlarla cevrılıyse hastalar daha cabuk ıyılesıyor. sızı anlamayıp suclayanlar ıse gıtse de oluyor. sadece yazmak ıstedım.




Adele'e benzetildiğim için şaşırmıştım ilk başta. Ama bu söylediklerini okuyunca gurur da duydum. Bebeğimsin Adele:)

Kaynağım harika bir adres: http://hoopbikemer.tumblr.com/ takip ediniz seveceksiniz:)