kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2011 Pazar

Kitaplar ve Pazarla(ya)mama

Kitap okumayı severim. Hep sevdim. Eskiden kitaplar çantalar veya FMCG ürünleri gibi pazarlanmazdı. Ağırlıkları vardı. Oksijensiz ortamlarda yere ilk kitaplar düşerdi. Şimdi onlarda değişti. İnançsızlaştılar. Pazarlamanın ve hırsın parçası oldular. Bir paket süt veya bir ruj gibi metalaştılar. Kitap kelimesinin de içi boşaldı.

Neden mi bu serzenişler? Serdar Özkan'ın Kayıp Gül kitabı tam bir pazarlama bombasıydı. Her kitapçıda Best Seller kısmındaydı ve üzerinde 12321 ülkede 2564656 dile çevrildiği yazıyordu. Arkasındaki yorumlarda şöyleydi:

"Simyacı, Küçük Prens ve Martı’yı sevenlerin mutlaka okumaları gereken
bir kitap." Air Beletrina – SLOVENYA


"Muhteşem. Bu romanın yaptığı muhteşem. Bu kitabın bizi birleştirmeye gücü olduğu söylenebilir." TVA Televizyonu – KANADA

"Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor."
Helsinki Sanomat - FİNLANDİYA

Bende aldım. Okudum. Hep birşeyler olmasını bekledim. Son sayfaya kadar. Ama olmadı. Kitap "Tasavvufa Giriş" ders kitabı gibi. Elif Şafak "Aşk" kitabında tasavvufun dibine vurmuş, Serdar Özkan daha stajyerlik yapıyor. Kitabın konusu yok. Çekiciliği yok. Akmıyor. Sıkıyor. Vermiyor sadece zaman çalıyor. Kitap bitti. İnternetteki yorumları okudum. "O kadar övdüler bu kitabı, nesi güzel bunun hiç beğenmedim" vs. vs. vs.

Bugün metroda Serdar Özkan'ın yeni kitabının ilanı vardı. Yine aynı iddialı sloganlar. Altın Yayınevi'ndeki editörler bence meslek değiştirip marketing koçluğu falan yapsınlar.

Son olarak belki de Kayıp Gül gerçekten çok satmıştır. Gerçekten Japonlar kitaba deli olmuştur. Ama bunun sebebi Serdar Özkan'ın edebi dili değil, tasavvufun dünyada merak uyandırması ve Rumi kitaplarının yurt dışında çok ilgi görmesidir.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Her yanım İstanbul

İstanbul'da doğup büyüyüp ondan bu kadar bihaber olmak çok kötüymüş...

Bir Ahmet Ümit hayranı ve yazdığı bütün kitapları hatmetmiş biri olarak son kitabını okuyunca anladım ki İstanbul ve geçmişinden bihabermişim....Bunu anlayınca çok üzüldüm...Ne mitolojik geçmişini ne de gerçek tarihini biliyoruz. Ahmet Ümit'in son kitabı "İstanbul Hatırası" bu gerçeği yüzümüze vurmakla kalmıyor...Aynı zamanda ustanın seçtiği hikayelerle bizlere bir seri cinayetin gerçeklerini, Komiser Nevzat'ın ruh hallerini, dostluğu, İstanbul'un Byzantion'dan koca bir payitahta nasıl dönüştüğünü anlatıyor...Biz İstanbul'un Kostantinapolis geçmişini biliyoruz ama ondan önce burada yaşayanları tanımıyoruz. Kitapta bu tarihi yarımadanın geçirdiği evrimi, yıkıldığı her defada nasıl tekrar ayağa kalktığını görüyoruz. Byzantion, Kostantinapolis, Kostantiniyye ve İstanbul adlarını alan şehrimizi öyle güzel anlatmış ki... Gerçekten kaçırılmaması gereken bir kitap! Polisiye sevenler Ahmet Ümit'i sever. Onu sevenler ise Komiser Nevzat'ın maceralarını okumayı sever. Şiddetle tavsiye edilir.

Ben tesadüflere inanır oldum! Bu kitabı okumaya başladım ve Sakıp Sabancı Müzesi'nde 5 Haziran - 4 Eylül 2010 tarihleri arasında “Efsane İstanbul: Bizantion’dan İstanbul’a - Bir Başkentin 8000 Yılı” sergisi halkla buluştu. Atlı Köşk'e zaten hayranım da o kadar güzel sergiler ve etkinlikler yapılıyor ki her defasında saatlerce dolaşıyorum. :) İkinci şiddetle tavsiyem bu sergiye gitmeniz üzerine. Sergide ikonalar, büstler, antik takılar, tablolar, dünya gözüyle ölmeden gördüğüm iki tane Zonaro ve Ayvazoski var. Sergi hakkındaki bilgi ve iletişim için burayı tıklayabilirsiniz.